04 Ekim 2026

TÜRKİYE’DE TELE SAĞLIK TEKNİKERLİĞİ: YENİ EĞİTİM PROGRAMLARINDAN UZAKTAN HASTA TAKİBİNE UZANAN DÖNÜŞÜM


Türkiye’de uzaktan sağlık hizmetlerinin gelişimi, sağlık alanında yeni bir teknik insan kaynağı gündemini beraberinde getiriyor. Yükseköğretim Kurulunun 2025 yılında ilk kez adayların tercihine sunduğu Tele Sağlık Teknikerliği programları, 2026–2027 eğitim döneminde teknoloji, hasta güvenliği ve uygulamalı eğitim arasındaki ilişkinin daha fazla tartışılmasını gerekli kılıyor. Evde sağlık hizmetlerinde uzaktan hasta değerlendirmesine yönelik çalışmalar ise bu eğitim alanının sağlık hizmetlerinin günlük işleyişiyle bağlantısını görünür hâle getiriyor.


Sağlıkta dijital dönüşümün insan kaynağı boyutu
 

Türkiye’de sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesi üzerine yapılan değerlendirmelerde çoğunlukla

yazılımlar, elektronik kayıtlar ve teknolojik altyapı öne çıkıyor. Oysa uzaktan sağlık hizmetinin

sürdürülebilirliği, bu sistemleri kullanabilen, teknik sorunları çözebilen ve hastanın dijital

ortamda hizmete erişimini destekleyebilen çalışanlarla yakından ilişkili.

YÖK’ün 2025 yılına ilişkin duyurusunda, sağlıkta dijital teknolojilere dayalı Dijital Sağlık

Sistemleri Teknikerliği, Tele Sağlık Teknikerliği ve Tıbbi Veri İşleme Teknikerliğiprogramlarının ilk kez adayların tercihine sunulacağı belirtildi. Bu adım, sağlıkta dijital

dönüşümün yükseköğretimde ayrı eğitim alanları üzerinden ele alınmaya başladığını gösteriyor.

Bu gelişmenin Tele Sağlık Teknikerliği açısından anlamı, uzaktan hizmetlerin teknik işleyişine

odaklanan bir eğitim çerçevesinin oluşmasıdır. Bununla birlikte bir programın açılması ile

mezunların çalışma koşullarının, kurumsal görevlerinin ve istihdam olanaklarının

belirginleşmesi farklı süreçlerdir. Önümüzdeki dönemde eğitim ile sağlık hizmeti sunumu

arasındaki bağlantının güçlendirilmesi, alanın gelişimi için temel gündemlerden biri olacaktır.
 

Uzaktan sağlık hizmetlerinin dayandığı düzenleyici çerçeve

Türkiye’de uzaktan sağlık hizmetlerinin kurumsal gelişimini anlamak için 10 Şubat 2022 tarihli

ve 31746 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında

Yönetmelik önemli bir başlangıç noktasıdır. Yönetmelik; hizmet sunacak sağlık tesislerinin izin

süreçlerini, kullanılacak bilgi sistemlerini ve hizmetin yürütülmesine ilişkin esasları

düzenlemiştir. Bu düzenleme 2026 yılında ortaya çıkan yeni bir gelişme değil, bugünkü

uygulamaların değerlendirilmesinde başvurulan temel çerçevedir.

Sağlık Bakanlığının yönetmeliğe ilişkin açıklamasında, uzaktan hizmetlerin gerekli altyapıya

sahip ve Bakanlıkça izin verilen sağlık kuruluşlarınca sunulması; Bakanlığın ürettiği veya tescil

ederek onayladığı güvenli bilgi sistemlerinin kullanılması öngörülmektedir. Uygun koşullarda

tıbbi izlem, danışmanlık, konsültasyon ve hekim tarafından e-reçete veya e-rapor düzenlenmesi

de bu çerçevede ele alınmaktadır.

Bu yaklaşım, Tele Sağlık Teknikerliği eğitiminde teknik becerilerin mevzuat bilgisiyle birlikte

geliştirilmesini gerekli kılıyor. Kamera, mikrofon veya bağlantı sorununu çözebilmek kadar,

hangi sistemin hangi kurumsal süreç içinde kullanılacağını bilmek de önem taşıyor.
 

Evde sağlık hizmetlerinde somut bir uygulama örneği

Türkiye’de uzaktan sağlık hizmetlerinin sahadaki karşılığına ilişkin dikkat çekici örneklerden

biri Çorum İl Sağlık Müdürlüğünün 5 Haziran 2025 tarihli duyurusudur. Duyuruya göre, 30

Mayıs 2025’te Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Uzaktan Hasta Değerlendirme

Sistemi ve e-rapor süreçleri hakkında bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.

Toplantıda, hastalıkları nedeniyle tanı almış 80 yaş ve üzerindeki ve/veya yatağa bağımlı

hastalara yönelik e-rapor süreçlerinin yürütülmesi ele alındı. Hastane başhekimleri ile evde

sağlık hizmetleri birimlerinin sorumlu hekimlerinin katıldığı toplantıda uygulamanın işleyişi

değerlendirildi.Bu yerel örnek, uzaktan hasta değerlendirmesinin ulaşım ve hareket kısıtlılığı bulunan bireylere

yönelik hizmet süreçleriyle ilişkilendirildiğini gösteriyor. Ancak tek bir toplantı duyurusundan

hareketle uygulamanın ülke genelindeki kullanım düzeyi veya hizmet sonuçları hakkında

çıkarım yapmak mümkün değildir.

Tele Sağlık Teknikerliği bakımından burada öne çıkan konu, hastanın dijital görüşmeye

hazırlanması ve teknik işleyişin desteklenmesidir. Eğitim ve hizmet tasarımı açısından; bağlantı

kontrolü, cihaz kullanımının açıklanması, görüşme öncesi teknik hazırlık ve aksaklıkların ilgili

birimlere bildirilmesi gibi süreçlerin uygulamalı olarak ele alınması yararlı olacaktır.
 

Bakanlık yapılanmasında tele sağlık ve birlikte çalışabilirlik

Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün 21 Ağustos 2024 tarihli görev tanımında,

Telesağlık ve Uygulama Geliştirme Daire Başkanlığının sorumlulukları arasında teletıp

sistemlerinin kurulması ve sürdürülmesi, uzaktan hasta takibi, giyilebilir sağlık cihazlarına

ilişkin Ar-Ge süreçleri ve uygulamaların birlikte çalışabilirliğinin sağlanması yer almaktadır.

Eğitim materyallerinin hazırlanması da bu görevler arasındadır.

Bu kurumsal çerçeve, tele sağlığın görüntülü görüşmenin ötesinde veri aktarımı, cihaz yönetimi

ve farklı bilgi sistemleri arasındaki bağlantıları içeren bir alan olarak ele alındığını gösteriyor.

Eğitim açısından bunun karşılığı, öğrencinin yalnızca bir uygulamanın kullanımını

öğrenmesiyle sınırlı kalmamasıdır. Bir ölçümün hangi cihazdan geldiğini, hangi hasta kaydıyla

eşleştiğini, sisteme ulaşıp ulaşmadığını ve teknik bir hatanın nasıl kaydedileceğini

anlayabilmek, uygulamalı eğitimin önemli parçaları olmalıdır. Buradaki değerlendirme teknik

sürece ilişkindir; ölçümün klinik anlamının yorumlanması ilgili sağlık profesyonelinin

sorumluluğunda ele alınmalıdır.
 

Üniversitelerin eğitim hedefleri neye işaret ediyor?

Üniversitelerin yayımladığı program tanıtımları, Tele Sağlık Teknikerliği eğitiminin sağlık

bilgisi, bilişim ve iletişim becerilerini bir araya getirmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.

İstanbul Gelişim Üniversitesi programın amacını; tele sağlık teknolojilerini kullanabilen,

uzaktan hasta izleme ve veri yönetimi süreçlerine güvenli biçimde katkı sağlayabilen, mevzuat

ve mesleki etik ilkelerine uygun çalışan teknikerler yetiştirmek olarak açıklıyor. Sağlık

profesyonelleriyle koordinasyon ve hasta mahremiyeti de belirtilen eğitim hedefleri arasında

bulunuyor.Atlas Üniversitesinin program açıklamasında ise görüntülü hizmetlerin teknik işletimi, uzaktan

izleme cihazlarının kurulumu ve veri aktarımı, elektronik sağlık kayıtlarının kullanımı,

kullanıcı desteği ve arıza takibi öne çıkıyor.

Bu hedefler birlikte değerlendirildiğinde, alanın eğitim gündeminin üç noktada yoğunlaşması

gerektiği söylenebilir: teknik yeterlilik, hasta güvenliği ve etkili iletişim. Üniversitelerin

program açıklamaları eğitim hedeflerini göstermektedir; tek başına ulusal düzeyde hukuki

görev ve yetki tanımı olarak değerlendirilmemelidir.
 

Hasta mahremiyeti günlük iş akışında nasıl korunacak?

Uzaktan sağlık hizmetlerinde güvenlik, görüşme başlamadan önce gündeme gelir. Kullanıcının

doğru hasta kaydına erişmesi, kimlik doğrulama sürecinin işletilmesi, görüşmenin uygun bir

ortamda yapılması ve teknik destek sırasında kişisel bilgilere erişimin sınırlandırılması birlikte

düşünülmelidir.

Yönetmeliğin yayımlanan metninde kimlik doğrulama, anlaşılabilir dille bilgilendirme ve

kişisel verilerin korunmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır. Ayrıca tarafların açık rızası

olmadan görüntülü veya sesli kayıt alınamayacağı belirtilmektedir. Hizmete ilişkin sağlık

kayıtlarının tutulması ile görüşmenin ses veya görüntü kaydının alınması bu bakımdan ayrı işlemlerdir.

Tele Sağlık Teknikerliği eğitiminde bu konuların örnek olaylarla çalışılması önemlidir. Öğrenci,

ekran paylaşımında başka bir hastanın bilgilerinin görünmesi, yanlış kayıt üzerinden işlem

yapılması veya destek sırasında gereksiz veri erişimi gibi durumlarda nasıl hareket edeceğini

öğrenmelidir. Mahremiyet, teknik işleyişin her aşamasında gözetilen bir mesleki davranış hâline gelmelidir.
 

Dijital erişim, hastanın sistemi kullanabilmesini de gerektiriyor

Uzaktan hizmete erişim, hastanın internet bağlantısına veya akıllı telefona sahip olmasıyla

tamamlanmaz. Görüşme bağlantısını açabilmek, kamera ve mikrofon izinlerini yönetebilmek,

cihazı uygun biçimde konumlandırabilmek ve verilen yönergeleri anlayabilmek de hizmetin

kullanılabilirliğini belirler.

Özellikle yaşlı bireyler, bakım desteğine ihtiyaç duyan hastalar ve dijital araçları kullanmakta

zorlanan kişiler bakımından sade iletişim ve erişilebilir tasarım önem taşır. Tele Sağlık

Teknikerliği öğrencilerinin farklı kullanıcı gereksinimlerini tanıması, teknik bilgiyi anlaşılırbiçimde aktarabilmesi ve gerektiğinde kurumun destek süreçlerini devreye sokabilmesi

beklenen eğitim kazanımları arasında ele alınmalıdır.

Örneğin düşük görüntü kalitesi yaşayan bir hastaya teknik terimlerle açıklama yapmak yerine

ışık, kamera konumu ve bağlantı hakkında uygulanabilir yönergeler sunabilmek, mesleki

eğitimin iletişim boyutunu gösterir. Bu nedenle hasta ile iletişim dersleri, teknik uygulamalarla

birlikte yürütülmelidir.

2026–2027 döneminde öncelik: Uygulama kalitesi ve ortak yetkinlikler

İncelenen gelişmeler, Türkiye’de Tele Sağlık Teknikerliği için eğitim ile hizmet sunumu

arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu değerlendirmeden hareketle

yeni eğitim döneminde ortak yetkinliklerin belirlenmesi, uygulama ortamlarının geliştirilmesi

ve sağlık kuruluşlarıyla iş birliğinin derinleştirilmesi öncelikli konular olarak önerilebilir.

Öğrencilerin bağlantı kesintisi, yanlış hasta eşleştirmesi, eksik veri aktarımı ve mahremiyet

riski gibi senaryolarla çalışması, bilgi düzeyinin yanı sıra uygulama becerisinin de

değerlendirilmesini sağlar. Üniversite-hastane iş birliklerinde ise öğrencinin gözlemleyeceği ve

uygulayacağı işlemlerin önceden tanımlanması, mesleki uygulamaların eğitim değerini

artırabilir.

Hizmetlerin başarısını değerlendirmek için tamamlanan görüşme oranı, teknik sorunların

çözüm süresi, veri aktarımındaki eksiklikler ve kullanıcı deneyimi gibi göstergeler de

araştırılabilir. Bunlar burada resmî zorunluluklar olarak değil, eğitim ve hizmet kalitesini

geliştirmeye yönelik öneriler olarak sunulmaktadır.

Türkiye’de tele sağlığın önümüzdeki dönemdeki gelişimi, teknolojik altyapının hastalar ve

sağlık ekipleri tarafından güvenli, anlaşılır ve sürdürülebilir biçimde kullanılmasına bağlı

olacaktır. Tele Sağlık Teknikerliği programlarının bu süreçteki katkısı da mezunların uygulama

becerileri, mesleki sınırları gözetmeleri ve sağlık ekipleriyle kurdukları iş birliği üzerinden

değerlendirilecektir.